SUNUM

 

Ötüken Birliği Partisi’nin programı, Türk milletinin, Türk yurdunda kayıtsız şartsız hakim, tam bağımsız ve birlik olarak yaşamasını amaçlayan Türkçü düşüncenin ürünüdür. Partimiz bunu sağlamak üzere, Türkiye Cumhuriyeti’nde tek başına iktidara gelmeyi amaçlar.

Türk Milleti’ni ayakta tutup, tam bağımsız ve çağdaş uygarlık seviyesinin ötesine taşıyabilecek tek düşünce Türkçülüktür. Türkçülük ise Türk Milleti’nin her alanda yükselmesini savunur. İç ve dış politikasının temelini de Türk Milleti’nin her açıdan çıkarlarını savunmak ve fayda sağlamak üzere oluşturur.

Partimiz, Türkçü düşünceye bağlı olarak Türk yurdunu, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarından ibaret görmez ve Türklerin yurt kabul ettiği bütün coğrafyanın, Türk yurdunun parçası olduğu düşüncesiyle hareket eder. Ayrıca Türk milleti kavramını da, sadece Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan Türkleri değil, dünyadaki bütün Türkleri kapsayacak şekilde kabul eder ve savunur. Ayrıca Türk İstiklal Savaşı sırasında, Misak-ı Milli kararları dahilinde kabul edilen sınırları da, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğal sınırları kabul eder ve bunun gerçekleşmesi için çalışacağını taahhüt eder.

Partimiz, Türk milletinin ulu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu ilkeleri, mutlak olarak kabul eder ve savunur. Türk devriminin parçaları olan devrimleri de Türk milletinin Türk yurdunda tam bağımsız ve kayıtsız şartsız yaşayabilmesinin şartları olarak kabul eder ve sonuna kadar savunarak, gereklerinin yerine getirilmesi için çalışacağını taahhüt eder.

Gerek Ortadoğu, gerek Türkistan, gerek Balkanlar, gerek Kafkasya ve Kırım bölgesinde Türklerin yaşadığı sıkıntılar ortadadır. Bu sıkıntıları giderilebilmenin tek yolu, Türkçü düşüncenin tek başına iktidarı ve devamında da bütün Türklerin birleşmesidir. Partimiz, bunun gerçekleşeceğine tam olarak inanmaktadır ve bunun için mücadele edecektedir.

Partimiz ilkelerini yüce Türk milletinin tarihi boyunca taşıdığı soylu karakterden almakta ve bunu çağımızın gerekleriyle yeniden düzenleyerek benimsemektedir. Bu husus doğrultusunda, Türklerin bütün kesimlerinin refahını yükseltmeyi, işsizliği ve yoksulluğu ortadan kaldırmayı, Türk milletinin özgürlüğünü her alanda sağlayıp, haklarının getirdiği sorumluluk ve görevleri yerine getirmeyi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olsun ya da olmasın, dünya üzerinde yaşayan bütün Türklerin çıkarlarını ve haklarını savunup korumayı, en çok önem verdiği gereklilikler olarak kabul eder.

Partimiz için tek varlık sebebi, Türk milletidir ve her zaman sadece Türk milleti ve Türk yurdu için çalışacağını belirtir.

Bu doğrultuda parti ya da diğer bütün unsurlar önemini yitirir. Bu da partimizin Türkçü düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Partimiz için önemli olan Türk’ün kendisidir. Türklerin hangi partiden, hangi mezhepten, hangi dinden olduklarının önemi yoktur. Türkçü düşüncenin laik ve milli karakteri, düşüncemizin temelinde yer almaktadır. Dolayısıyla varlık sebebimiz olan Türk milletini, Türkçü düşüncenin iktidarı ile beraber yüce Türk milletinin muhteşem yükselişine ve böylece Türk milletinin birliğini sağlamak olan Turan’a giden yolda, bizimle ortak olmaya, yoldaş olmaya çağırıyoruz.

Biliyoruz ki, başaracağız…

 

TANRI TÜRK’Ü KORUSUN.

KURULUŞ AMACIMIZ

 

1- Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde, bugüne kadar önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ ten sonra, Türk’ün asimile edilmeye başlandığı ve bugüne kadar da devam eden, Türk milliyetçiliğini yok etmeye çalışanlara karşı başlattığımız, Hüseyin Nihal Atsız’ın yol başçılığında “Kanunlar çerçevesinde’’ artık, Türklerin de söz sahibi olmasını istediğimiz, Türk’ün örf ve adetlerine, Töresine göre yaşamasını ve Her şey Türk için, Türk’e göre olmasını istediğimiz için,

2- Milli Bayramlarımızı coşkuyla yaşamak ve kutlamak, sahip çıkmak için,

3- Türk Devletleri ile daha sıkı manevi ilişkiler kurmak için,

4- Vatanı ve bayrağı uğruna canlarını hiçe sayan şehitlerimize, gazilerimize ve ailelerine sahip çıkmak için,

5- Türk milletini, devletini, yeniden dünyanın saygı duyacağı konuma getirmek için,

6- Vatanı için görev yapan polislerimizin ve askerlerimizin hak ettikleri özlük haklarını alabilmeleri için,

7- Vatanımıza ve ay-yıldızlı şanlı bayrağımıza, canımız pahasına sahip çıkmak için,

8- Türk’ü dünyada en üstün millet olarak gördüğümüz için,

9- Dış politikamızın sağa sola boyun eğerek değil, mütekabiliyet üzerine devam etmesini istediğimiz için,

10- Türkiye Türklerindir demek için,

 

KURULDUK.

GÖREVLERİMİZ

 

“Türk Milletindenim” demenin ne demek olduğunu, Türk milletinin kim olduğunu, nereden geldiğini ve nereye gitmesi gerektiğini, bundan sonra gideceği yolu tayin etmek.

İnsanların kafalarının karışık olduğu bu dönemde, bu karışıklığa çözüm bulmak.

Ümmet kültüründen millet kültürüne dönüşü sağlamak.

Türkleri, Türkçülük mefkuresi etrafında birleştirerek büyük bir dağılma tehlikesinden kurtarmak.

Türklüğü şahlandırmak.

Milli çıkarları şahısların ve şahsi çıkarların üstünde tutmak.

Milli mukaddesata ve geçmişimize saygı göstermek ve haksızlıklarla savaşmak.

Alçak gönüllü olmak, milletimize hizmet yaparken bunu beğenilmek için değil, görev bildiği için yapmak.

En büyük görevimiz Türklüğe hizmet ve Türklük sevgisini aşılamaktır.

Türkçüler 21.yüzyılda Türk milletinin fedakârları olacaklardır..

GÖRÜŞÜMÜZ

Soyu esas alan ÖTÜKEN BİRLİĞİ PARTİSİ ne göre millet, soy demektir. Bizler soyumuzu( milletimizi ) daha çok yükseltmek için çalışmalar yapmayı kutsal görev kabul ederiz.

Türk soyunun varoluş gayesi dünyaya hakim olmaktır, Türkçülük görüşünün kaynağında din ve mezhep birlikteliğini ölçü kabul etmeyiz, soy birliği esastır.

Türkçülüğü devletimizin temel felsefesi yapmak ana hedefimizdir.

DEĞERLERİMİZ VE İLKEMİZ

TARİH BİLİNCİ

Türk temel değerleri önemli bir yere sahiptir. Tarih bir toplumun hafızasıdır, gelişmek ve güçlü olmak isteyen Türk ulusu, geçmişinden ilham almak zorundadır.

AHLAK

Temel değerlerimizin değişmez yapı taşlarından biridir ve önemli bir yere sahiptir, ahlakın olmadığı bir toplumda yaşama güçlüğü tartışma konusu olamaz. Türk eğitim kurumlarında ve toplumda ahlak ilkesi en başta ele alacağımız öğretilerden birisidir.

DİL

Kültür unsurları içinde en başta geleni dil olup, diğer kültür unsurlarını da içine almaktadır, insan bilgi deneyimini ölümsüzleştiren dildir. Türk ulusunun sonsuza kadar yaşamasını sağlayacaktır.

 İLKEMİZ

Cumhuriyetçilik ana ilkemiz ve asıl değerimizdir.

LAİKLİK VE CUMHURİYET ANLAYIŞIMIZ

 

ÖTÜKEN BİRLİĞİ PARTİSİ, devlet yönetiminin ve düzeninin , hukuk kurallarının, dine değil akla ve bilime dayandırılmasını savunur. Atatürk, din ve dünya işlerinin ve özellikle dinle politikanın kesinlikle birbirinden ayrılmasını öngörmüştür.

Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Atatürk, kendi düşünce yapısı içinde, dine karşı saygıyı öngörür. Düşünmeye ve düşünceye karşı olmayı kesinlikle reddeder. Bununla birlikte din ile devlet işleri kesinlikle birbirine karıştırılmamalıdır. Hiçkimse bir başka kişiyi, ne bir din, ne de bir mezhebi kabule zorlayamaz. Din ve mezhep kuralları, hiç bir zaman politikada bir araç olarak kullanılamaz.

Laik anlayışta inançlara, dolayısıyla dine ve inançlara karşı gerçek bir saygı olduğunu kabul eder. Cumhuriyetçilik ana ilke, esas değerdir. Cumhuriyetçiliğin özünde, devlet yönetim şekli olarak demokratik cumhuriyetin bir fazilet rejimi olduğunu benimsemek vardır. Cumhuriyet, Atatürk inkılabının bütününü temsil eden bir devlet ve hükümet şekli olarak değiştirilemez bir cevherdir. Egemenliği millete verme ve yönetimde milletin tek söz sahibi olması anlamına gelen bir ilke kabul eder.

MİLLİYETÇİLİĞİMİZ VE DEVLET ANLAYIŞIMIZ

 

MİLLİYETÇİLİĞİMİZ

Aynı soydan, aynı kökten gelen ve ortak bağları olan insan topluluğudur. Arapçadaki millet kelimesi gibi din birliği çerçevesinde birbirine bağlı insan topluluğu demek değildir.

DEVLET ANLAYIŞIMIZ

Tarih boyunca, planlı ve sistemli bir surette yaptıkları göçlerle, eski dünyanın dört bir tarafına yayılan, çeşitli kültür ve medeniyetlerle iletişim kuran Türkler; beylik, imparatorluk ve nihayet modern manasıyla devlet vasıflarına haiz, irili ufaklı pek çok müesses yapılar vücuda getirmişlerdir.

Bu siyasî yapıları yalnızca zamana ve mekana bağlı bir tesadüfler zinciriyle vücut bulmuş teşekküller olarak değerlendirmek mümkün değildir. Türk devlet düşüncesine vücut veren siyasî kaideleri, müesseseleri ve teşkilât yapılarını göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Türk tarihinin hareketli ve dinamik yapısını dikkate almak, bu dinamik yapıya karşılık, sürekliliği sağlayan unsurları tespit etmek ve münasebet kurduğu kültürleri, medeniyetleri bilmek ile mümkündür. Türk devlet yapısı ve geleneğinde belirleyici olan her şeyden önce Türk toplum yapısının özünü teşkil eden aile, halk, toprak, kağan, töre ve kut gibi mücerret ve müşahhas mefhumlardır.

Devletin resmi makamlarında Türklük şuuruna sahip olmayanların görev almasını reddeder. Ülkenin menfaatine olan konularda, siyasi partilerin işbirliği yaparak ve iktidar muhalefet ayrımı gözetmeden millet yararına icraat yapması, siyasî uzlaşmanın gereğidir. Cumhuriyet ve demokrasi birbirini tamamlayan iki kavramdır. Partimiz, cumhuriyetimizin geliştirilerek yaşatılmasını demokratik yapı ve kültürümüzün zenginleştirilmesini zaruri görmektedir.

HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

 

Her insanın önce insan olmasından kaynaklanan temel hak ve özgürlüklere sahip olduğuna inanırız, milli güvenliğimize, cumhuriyetimizin temel niteliklerine, vatanımızın bölünmez bütünlüğüne , genel ahlaka, Türk’ün milli değerlerine , Ay-yıldızlı bayrağımıza , din ve inançların siyasi malzeme olarak kullanılmamasına ve ülkemizde tehdit oluşturmamak kaydıyla bu hakların kullanımına kısıntı getirilemeyeceğini savunuruz.

HUKUK VE ADALET

 

ÖTÜKEN BİRLİĞİ PARTİSİ, kuvvetler ayrılığı ilkesine bağlı bir yönetim anlayışını benimser. Bu anlayışın en önemli unsurlarından olan yargı bağımsızlığının sağlanması, partimizin ana hedeflerindendir. Bu amaçla; siyasi idarenin , yargı üzerindeki etkinliğini en aza indirmeyi hedefler. Hukuk eğitimini yeni baştan düzenlemek de bu amaca ulaşmak için kullanılacak yollardandır.

Bu amaçla partimiz, hukuk fakültelerinin sayısını azaltmayı, ancak yetiştirilecek hukukçuların uluslar arası standartta eğitim almasını amaçlar. Hakim ve Savcı eğitimi, yargı kalitesini yükseltmek amacı ile baştan sona değiştirilecektir. Hakim ve Savcı olabilmek için en az 5 yıl fiilen avukatlık yapma koşulu getirilecek, mesleğinde başarı gösteren ve örnek ahlaka sahip olan avukatların, bağlı bulundukları baronun tavsiyesi ile hakim ve savcı olması sağlanacaktır.

Böylece halkını ve sorunlarını tanıyan hakim ve savcıların göreve gelmesi sağlanacaktır. Avukatların mesleki sorunlarını çözebilmek amacı ile barolar birliği ile çalışmalar yürütülecektir.

BASIN VE YAYIN HÜRRİYETİ

 

Bu hak ve hürriyetlerin kullanılması; milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın, başkalarının şöhret veya haklarının, özel veya aile hayatının korunması, suçların önlenmesi, devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması, savaş kışkırtıcılığının engellenmesi, her türlü ayrımcılık, düşmanlık veya kin ve nefret savunuculuğunun önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Sınırlamalar;

a- Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni aşağılayıcı yazılı, görsel yayınlar yapmamak.

b- Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine ajanlık faaliyetlerinde bulunmamak.

c- Türk milletini şiddet ve cebre teşvik etmemek.

d- Türk milletine karşı terörist faaliyetlerde bulunmamak, bu faaliyetlerle ilgili yazılı ve görsel yayınlamamak.

e- Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Türk milleti aleyhine bölücülük propagandası yapmamak,

f- Din ve İnançları kullanarak Türk milletini ayrıştırmamak.

g- Kişi, kurum ve kuruluşlara yalan, iftira, aşağılama, alay etme, karalama yapmamak.

h- Yapılacak olan yazılı, görsel haberlerde Türkiye Cumhuriyeti Türk ceza kanunu önünde belgeleri ile ispat etmekle mükelleftirler, ( TV, SOSYAL MEDYA, SİNEMA, TİYATRO, RADYO, GAZETE, DERGİ, KİTAP) yayınevi sahipleri, ve haber ve yayını yapanlar sorumluluğu kabul ederler.

i- Milli değerlerimizi aşağılayan, hakaret edici haberler yapmamak.

j- Siyasetçi ve Politikacıların eleştirilerinde Küfür ve Hakarette bulunmamak.

k- İspatı kabul edilebilir belge olmadan yalan haber yapmamak.

l- Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ve dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hakkında ve aileleri hakkında asılsız haber yapmamak.

m- Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve ailesi hakkında iftirada bulunmamak.

Bu sınırlamalara uymayan kurum ve kuruluşların yayın hakları iptal edilir, ağır para cezası ve hapis cezası uygulanır. Sınırlamalar ile ilgili maddelere uymayan muhabir, yazar ve yöneticilerin basın hayatı sona erer.

MİLLİ BİRLİK, BÜTÜNLÜK VE DEĞERLERİMİZ

 

Ülkemizdeki yöresel ve geleneksel farklılıkları, milli hayatımızın zenginliği olarak kabul eden bir inanç ve şuurla, tarih boyunca olduğu gibi, tüm toplumsal renklerin hoşgörülü bir tutumla, adalet ve özgürlük ile karşılıklı anlayış ve iş birliği içerisinde ortak hedeflere seferber edilmesini milli birlik ve bütünlüğümüzün teminatı sayıyoruz. ÖTÜKEN BİRLİĞİ PARTİSİ Cumhuriyet ve Demokrasiyle milletin ortak değerlerini, milli birlik ve bütünlüğümüzün, siyasi, sosyal ve kültürel temeli olarak görmekte, Türkiye için Cumhuriyet ve Demokrasiyi vazgeçilmez ve birbirini tamamlayan iki ayrılmaz değer olarak kabul etmektedir.

İÇ VE DIŞ POLİTİKA, YEREL YÖNETİM

 

İÇ VE DIŞ POLİTİKA

Türkiye’de 11 Kasım 1938 tarihinden sonra, iç ve dış politika Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışına taşınmış, yönetim ve idare Türk Milleti tarafından değil, sınırlar dışından yönlendirilmiş ve yönetilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, o günden bugüne çok sıkıntılar ve acılar yaşamıştır ve yaşamaya devam etmektedir. Ötüken Birliği Partisi, iç ve dış politikalarını, Türk milletinin lehine çevirecek, iç ve dış siyaset politikalarında Türk Milletinin iradesi doğrultusunda siyaset ve politika yapacaktır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin siyasetine yine Türkler karar verecekler ve uygulayacaklardır. Türk siyasetinde , Türk milletvekilleri ve Türkçü millet vekilleri olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti vatanının bekası, Türk olmayanların idaresinde olmayacaktır. Devlet idare etmek, ahlak ve adalet gibi iki temele dayanır. Önce devlet adaletli olmalı ki yargı ve hukuk adaletli olsun.

YEREL YÖNETİMLER

Değişen koşullar dolayısıyla yetersiz kaldığı düşünülen ve pek çok yönden eleştirilen temsili demokrasi bir meşruiyet krizi içerisindedir. Vatandaşlar yönetime daha fazla katılacaklardır. Katılımcı demokrasinin gerçekleşmesi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesine bağlıdır. Vatandaşların doğrudan yönetime katılımının imkanı arttırılacaktır. Vatandaşların yerel yönetimlerde oy hakkı olacaktır. Yerel yönetimler, hangi partiye mensup olursa olsunlar, iktidarda olan parti tarafından dışlanmayacak, aksine, devlet tarafından desteklenecektir. Yerel yönetimlerde perde arkasında bulunan Sivil Toplum Kuruluşlarının yerel yönetimlerde oy kullanma hakkı olacaktır.

YÖNETİMLERDE ŞEFFAFLIK

Çağdaş demokrasilerde; idari işlemlerde vurdum duymazlığın önüne geçilebilmesi, herkese eşit muamele yapılabilmesi ve vatandaşla devlet arasındaki kopukluğun önlenebilmesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin açık ve denetlenebilir olması önem arz etmektedir. Hukukun üstünlüğü ilkesi doğrultusunda hareket edilmesi, takdir yetkisinin eşit şekilde kullanılması ve makamların nüfuz yeri olarak kullanılmasının önüne geçilmesi için, idari işlemlerin önceden belirlenmiş usul ve esaslara göre gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Merkezi idare ve yerel yönetimlerin hizmete ilişkin olarak alacakları kararlara, hizmet verenlerle birlikte hizmet görenlerin de katıldığı komisyonlar oluşturularak, vatandaşın alınan kararların ve işlemlerin takibine ve verimliliğinin değerlendirilmesine katılımının sağlanması, her türlü devlet görevinin kişisel, siyasi ya da belirli bir grubun nüfuz yeri olmaktan çıkartılıp, hizmet yeri olmasını sağlamak suretiyle kayırma ve yolsuzluğun önlenmesi zorunlu bulunmaktadır. Demokratik, laik, insan haklarına saygılı, sosyal hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda; sosyal adaleti, toplumsal huzuru, hizmette eşitlik ile vatandaşı bilgilendirmeyi esas alan, değişim ve gelişimde milli ve evrensel değerleri bütünleştiren; vatandaşla kucaklaştıran açık ve katılımcı bir idari yapı, kamu yönetimi ve hizmetlerine ilişkin anlayışımızın temelini oluşturmaktadır.

TÖREMİZ

Temeli büyüğe saygı, küçüğe sevgidir . Bu temel, ilköğretimde her sabah tekrarlatılan “Andımız” da ifadesini bulur. Türk Töresi; Türk örf ve adetlerini, Türk ahlakını, Türklerin özelliklerini, Türk görgüsünü de içine alır. Türk ahlakı en eski çağlardan beri toplumcudur. Türklerde toplumun menfaati, bireylerinkinden üstün tutulur. Bununla beraber kuvvetli şahsiyetler daima saygı görmüşler ve topluma faydalı olmuşlardır. Kişiye değer vermeyen Türk ahlakı, kişiliğe saygı göstermiştir. Türk’ün töresinde dalkavukluk ve yalan yoktur, açık sözlülük esastır. Türkün verdiği söz en büyük teminattır. Türkler eski çağlardan beri kımız, şarap ve rakı içerler fakat ciddiyetlerini duruşlarını asla bozmazlardı. İlke ve düzen Türkün töresinde vardır. Bir Türk başka Bir Türkün kalbini kırdığında özür diler.
Türklerin cinsi ahlakları yüksek olmalıdır. Türkün yuvası ve ailesi kutsaldır. Türk kadını hürdür , evli bir kadına saygı gözüyle bakar. Türkler hem ahlâklı hem de iradesi sağlam olmak zorundadır ve öyledir. Ahlak Türk milletinin yapısının temelidir. O olmadan hiçbir şey olmaz. Asla iki yüzlülük yapılmaz. Askeri ruh ve düzen, hayatının her yerinde hakim olmalıdır. Türk savaşta ölmekten gurur duyar , yatakta ölmekten korkar. Türk ağırbaşlı , ciddi, çok konuşmaz, gerektiği zaman az ve öz konuşur , soğukkanlı olur, cesur, azimli, sözüne ve vazifesine sadık olur. Töre, Türk örf ve geleneklerinin hükümleri birliğidir. Töresiz bir devlet veya topluluk olamaz. Törenin daima doğru ve adaletli olanı emrettiğini herkes baştan kabul etmiştir. Çünkü töre, milletin yüzlerce yıllık hayat tecrübesinden süzülmüş kurallardan ibarettir. Töre sadece geçmişte yaşananlardan ibaret değildir. Farklı boyut ve unsurlarıyla bugün de yaşanıyor olması, onun geçmişte kalmış olmadığını gösterir. Töre, ulu bir çınar olan devleti ve milleti ayakta tutan, heybetli kılan ve güçlü yapan bir köktür. Bu kök ne kadar derinlere dalmışsa, çınar da o kadar dayanıklı ve heybetli olur. Benliğini bilmeyenler başka milletlere yem olurlar.

TOPLUMSAL DAYANIŞMA VE UZLAŞMA

Temel milli ve insani değerler ile milli ülküler ve hedefler konusunda sağlanacak bir toplumsal uzlaşma, Türkiye’nin hayati meselelerde görüş birliği içinde olmasını mümkün kılar. Geleceğin birlikte inşası için; yönetim katmanları, toplumsal kesimler, siyasetçiler ve vatandaşlar arasında ekonomik, sosyal, siyasi alanlarda iletişim ve birliktelik zemininin oluşumuna ihtiyaç vardır. Bahse konu kesimler arasında bu tür bir uzlaşma kültürü tesis edilemediği müddetçe, ülkemizin çağın meydan okumasına sağlıklı bir cevap vermesi mümkün değildir. Temel milli ve insani değerler ile milli ülküler ve hedefler konusunda sağlanacak bir toplumsal uzlaşma, Türkiye’nin hayati meselelerde görüş birliği içinde olmasını mümkün kılacak ve geleceğe dönük plan ve programların işbirliği içinde uygulamaya konulmasını kolaylaştıracaktır. Ötüken Birliği Partisi, en geniş boyutta sağlanacak toplumsal uzlaşma ve mutabakat ile Türkiye’nin büyük hedeflere yönelmesini, bütün imkan, kaynak ve kabiliyetlerini lider ülke Türkiye hedefi doğrultusunda harekete geçirmesini öngörür.

DEVLET İÇİNDE EKONOMİ

a- Seçim barajını aşan partilere verilen seçim harcamaları için, devlet kasasından ödenen paralar iptal edilecek, her parti kendi seçim masraflarını kendileri yapacaklardır.

b- Seçim dönemleri ülke panayır yerine döndürülmeyecek, caddelere, sokaklara, partilerin bayrakları ve diğer reklam malzemeleri asılamayacak.

c- Partiler seçim propagandalarını radyo, tv, sinema, gazete, ilan panoları ve sosyal medya üzerinden yapacaklar.

d- TBMM lokantası yemek ücretleri piyasa fiyatlarına yükseltilecek.

e- Devlet bakanları dışında makam aracı kullanılamayacak. Kullanmak isteyenler kendi makam araçlarını kendileri alacaklar, devlet kasasından bu harcamalar karşılanmayacak. Harcalamarda aşırılıklar önlenecek.

f- Devlet yetkilileri tarafından yapılan toplu açılış harcamaları kısıtlanacak.

g- Partilerin ve Hükümetin açıkhava toplantıları için harcamalar devlet kasasından yapılamayacak.

h- Milletvekili maaşları asgariye indirilecek.

Genel olarak devlet kurumları ve yerel yönetim harcamaları kısıtlanacak. Devlet kasasından yapılacak harcamalar; savunma sanayii, eğitim, sağlık ve emeklilerimize, yaşlılar dinlenme ve huzur evlerine, bilim ve teknoloji çalışmalarına, sokak hayvanlarına, şehit ve gazi ailelerine yapılacaktır.

İÇ VE DIŞ TİCARET

a- Türk tarımı ve sanayisi hızla kalkındırılacak, ithalatı yapılan tarım ürünlerindeki vergiler arttırılacak, yerli tarım canlandırılacak ihracatta rekabet eder duruma getirilecek.

b- Lüks tüketim malları ithalatında girdi vergileri arttırılacak , yerli üretim canlandırılacak yurt dışı ile rekabet eder duruma getirilecek.

c- İmalat sanayisinde, ithalat bağımlılığı azaltılarak yerli üretim arttırılacak. Türk sanayi ve ihracat yapan firmalardaki vergi oranı kademeli olarak düşürülecek.

d- Gümrükler daha modernize hale getirilecek , personeller batı standartları eğitim seviyesine getirilecek gümrük personellerinin maaşlarında iyileştirme yapılacak.

e- İthalatı yapılan her tür ürünün standart uyum kontrolleri yapıldıktan sonra girişine izin verilecek. Bu ürünlerin kontrolleri devlet tarafından gümrük bölgelerinde açılacak olan laboratuvarlarda yapılacak.

f- İhracat yapan sanayicilerin koşullarının iyileştirilmesi planlanacak.

ENERJİ VE DOĞAL KAYNAKLAR

1- Rüzgar ve güneş enerjileri devlet tarafından denetimli olarak yerli özel sektörlere verilecektir.

2- Sınırlarımız içinde bulunan doğal su kaynaklarımız, gerektiğinde ve ihtiyaçları halinde sadece Türk devletlerine verilecektir.

3- Denizlere akan doğal tatlı su kaynaklarımız devlet tarafından koruma altına alınarak içme suyu olarak değerlendirilecektir.

4- Deniz suyunu kullanılabilir hale getirilerek tarım sulamalarında ve sanayide kullanılacaktır. Doğal tatlı su kaynaklarımız içme suyu olarak kullanılacaktır.

MADENCİLİK

1 – Türk üreticilerin üzerindeki ağır vergi yükü azaltılacak.

2 – Yabancı yatırımcılara uygulanan indirimler kaldırılacak ve vergiler ağırlaştırılacak.

3 – Stratejik konumdaki bor ve ferro krom özelliğindeki krom cevherleri üretimi yalnızca Türk üreticiler veya devlete bağlı kurumlarca yürütülecek ve özellikle ferro krom özelliğindeki krom cevheri, silah sanayii gibi alanlarda kullanılmak üzere yurt içinde kalacak, yurt dışına satılamayacak.

4 – Türk yatırımcılara, faizsiz olarak, geri ödemesi 1 yıl sonra başlamak üzere 5 yıllık kredi olanağı ve saptanacak belli bölgeler için ayrıca teşvik verilecek. Teşvik, yatırımı takiben 1+(yatırım bölgesi alanı katsayısı kadar) yıl boyunca işçi sigortaları devlet tarafından karşılanacak.

5 – Orta ve uzun vâdede özellikle krom-ferro krom başta olmak üzere, diğer cevherler ile ilgili üretim tesisleri kurulacak ve yurt dışına ham cevher yerine yarı mamül satışının önü açılacaktır.

6 – 5. Maddedeki işlem mermer, granit, traverten gibi taş üretimlerinde de uygulanacaktır.

7- Yabancı-Türk ortak yatırımları yabancı yatırım olarak kabul görecektir.

GIDA VE TARIM

Girdi maliyetlerinin (elektrik, mazot, gübre, ilaç vb.) dünya fiyatlarının üzerinde seyretmesi ve olumsuz piyasa hareketlerinin sektöre verdiği zararlar düzenlenecek, tarımsal aracılara akreditasyon sistemi getirilecek, tarımsal üretim için kullanılan mazotta Özel Tüketim Vergisi kaldırılıralacak, tarımsal üretimde yenilenebilir enerjinin kullanımı teşvik edilecek, tarımda kullanılan elektrik bedeli hasat sonunda sözleşmeli ödenecektir.

Yeni teknolojiler, üretim sistemleri, pazarlama sistemleri, teşvikler ve mevzuat konusunda üreticilerin bilinçlendirilmesine, genç nüfusun tarımsal üretime özendirilmesine ve teşvik edilmesi sağlanacak. İlgili özel sektör kuruluşları, üniversiteler ve yayın kuruluşları ile beraber yaygın bir çiftçi eğitimi hedeflenerek, arazide uygulanılacak ve kontrollü eğitim verilecek. TRT-Tarım kanalı yeniden düzenlenerek üniversite-bakanlık-üretici işbirliği geliştirilecek.

Tarımsal arazilerin dağınık yapısı üretim maliyetlerini artırmakta, modern tekniklerin uygulanmasını ve ulaşım ağının inşasını zorlaştırmakta, çiftçinin kazancını düşürmekte ve tarımsal rekabet ile tüketici fiyatlarını olumsuz etkilenmesinin önüne geçilecek. Toprak ve iklim şartlarına uygun tür ve çeşit seçiminde, uygun tedbirlerin (gübreleme, sulama vb.) kullanılmaması nedeniyle verim ve kalite düşüktür. Arıtma tesisi bulunmayan sanayi kuruluşları, toprağı ve yer altı sularını kirletmekte ve bu durum tarımsal üretimde verim ve kalite kaybına sebep olmaktadır.

Artan nüfus ve beslenme zorunluluğu dikkate alınarak yeni tarımsal üretim teknolojileri geliştirilecek. Bu amaçla TÜBiTAK tarafından Tarımsal Ar-Ge başlığı altında özel bir destek programı düzenlemesi yapılacaktır.

Sulanabilen arazi miktarının azlığı nedeniyle ülkemiz, özellikle yağlı tohumlu bitkilerde ithalata mahkûmdur. Suyun etkin kullanılamaması nedeniyle, hem gereksiz su sarfiyatı olmakta hem de üretim artırılamamaktadır.

Sulanabilen arazi miktarı artırılmalı. Başta damla sulama sistemi olmak üzere, yeni sistemler uygulanarak suyun etkin kullanımı sağlanmalı, Gübrelemenin etkin yapılabilmesi ve iş gücü maliyetinin azaltılarak basınçlı sulama sistemi ile birlikte kullanımı yaygın hale getirilecektir. Yerli tohum üretimi ve kullanımı yeniden canlandırılacak ve yerli tohum ihracatı arttırılacak. Özellikle buğday, çay, fındık, pancar ithalatı azaltılacak, buğday üretimi devlet tarafından desteklenecek. Üreticiden tüketiciye ulaştırılan ürünlerde komisyoncular ve aracılar kaldırılacak. Kooperatifler kurularak üreticinin ve tüketicinin kazancı sağlanacaktır.

Tarladan tüketiciye ulaşımlarda devlet desteği sağlanacak uzun mesafe nakliyesi demir yolları ile gerçekleştirilecek.

BALIKÇILIK VE HAYVANCILIK

Balıkçılıktaki temel prensibimiz, denizlerimizde yetişen balık neslinin korunması ve bu amaçla balıkçılarımızın eğitilmesi olacaktır. Konu ile ilgili yasal düzenleme etkin olarak uygulanabilir şekilde yeniden düzenlenecektir.

Balıkçılarımızın sezonluk çalışanlar halinde kalması ortadan kaldırılmaya çalışılacaktır. Bu amaçla küçük sermayelerin birleştirilerek tam donanımlı, yakaladığı balığı anında işleyebilen ve saklayabilen açık deniz balıkçılığı teşvik edilecek, gerekirse ekonomik kaynak ayırılacaktır.

Ülkemiz kaynakları itibari ile dünyanın en büyük hayvan yetiştiricisi ülkelerinden biri olabilecekken, kasıtlı olarak uygulanan politikalar nedeni ile gelişememiştir. Ülkemizi bu konuda dünya standartlarına yükseltmek için bireysel hayvan yetiştiriciliğine teşvik sağlanacaktır. Bu yetiştiricilik tarzının verimli ve bilimsel olarak yapılabilmesi için bugüne kadar kendilerinden hiç faydalanılmayan mühendislerimizden yararlanılacak böylece onlara da iş imkanı sağlanmış olacaktır.

Bireysel yetiştiriciliğin yanı sıra köylümüzün küçük sermayelerinin bir araya getirilmesi desteklenecek, daha modern anlamda, büyük işletmelerde, et hayvancılığı yapılabilmesi sağlanacaktır.

Hayvancılık ve Balıkçılıkla uğraşan vatandaşlarımızın üretim maliyetleri olan kalemlerden vergi alınmayacak, gerekirse bu maliyetler sübvanse edilecektir. İthal hayvan girişi kademeli olarak kaldırılacak yerli hayvan üreticilerine karne ile ucuz mazot ve yem sağlanacaktır. Bu uygulama Tarım sektöründe de uygulanacaktır.

a-) Balık avlanmalarında kaçak avlananların (avlanma yasağına uymayanlar) (Trol yapanlar) motor
ve teknelerine el konulacak (motor ve tekneleri bağlanacak) ağır para ve hapis cezaları uygulanacaktır.

b-) Gırgır, kesinlikle kıyılardan uzaklaştırılacak ve asli avcılık yeri olan derin denizlerde yapılacaktır.

SANAYİLEŞME

Dünya ekonomik büyüklük sıralamasında 17.sırada bulunan Türkiye’nin imalat sanayi rekabet gücü sıralamasında 30. sırada bulunması, yarı sanayileşmiş bir ekonomiye özgü koşulların aşılamadığını ortaya koymaktadır. Türk sanayiinin gelinen bu noktada yeniden yapılanarak ithalata bağımlı düşük ve orta teknolojilere dayalı üretim yapısını hızla dönüştürmesi gerekiyor. Bunun için öncellikle planlamaya dayalı yeni bir sanayileşme stratejisi oluşturulmalıdır. Orta ve uzun dönemde kendi teknolojisini üreten, dışa bağımlılığı önemli ölçüde azalmış ve sanayide önemli yapısal dönüşümler sağlanmış bir sanayinin yaratılması gerekmektedir. Bu hedeflere katma değeri yüksek ürünler, verimlilik, kalite, ölçek ekonomisi ve çağın gerektirdiği organizasyon becerisine sahip bir üretim ve sanayi yapısı olmadan ulaşılamaz. Oysa bugün artan uluslararası rekabet, düşen kar marjları, gayrimenkul başta olmak üzere başka alanlarda yükselen getiriler, sanayici olmayı cazip olmaktan çıkarmaktadır.

a-) Menşei değiştirilerek, sıfır gümrükle ülkemize getirilen uzakdoğu menşeli ürünlerin haksız rekabet yaratmasının önüne geçilecek.

b-) Standart dışı ürünlerin mevzuata aykırı olarak ithalatı denetlenecek.

c-)Kamu alımlarında yerli üretici korunacak ve yan sanayinin geliştirilmesi sağlanacaktır.

d-)Yan sanayiyi geliştirecek ve teknoloji transferi sağlayacak uygulamalarına Yurtdışından yapılan kamu alım ve yatırımlarında ;

1- Yerli Sanayiye İş payı verilmesi

2- Ürün ve hizmet İhracatı sağlanması

3- Teknoloji kazanımı ve yatırımı yapılması sağlanacaktır.

e-) Yerli araba ve uçak yapımına devlet desteği sağlanacaktır.

ULAŞTIRMA VE HABERLEŞME

Ülkemizin ulaştırma politikası yeniden yapılandırılacaktır. Yük ve insan taşımacılığında demiryollarının payının artırılması için gerekli yatırımlar öncelikle yapılacaktır. Şehirlerimizde çağdaş ve rahat toplu taşıma olanaklarının artırılması konusunda yatırımlar öncelikli olarak teşvik edilecektir. Uygulanan kötü politikalar yüzünden haberleşme sistemimiz milli olmaktan çıkmış, ulusal güvenliğimizi tehdit eder şekilde yabancılara pazarlanmıştır. Bu amaçla haberleşme sistemimiz yeniden milli hale getirilecek ve ulusal güvenliğimiz için tehdit olmaktan çıkarılacaktır. İnternet üzerindeki tüm kısıtlamalar kaldırılacaktır. Sadece ailelerin, çocuklarını koruyabilmeleri için güvenlik önlemi alması kısıtlama olarak kalacaktır.

BİLİM VE TEKNOLOJİ

TÜBİTAK ve benzeri kurumlar ülke içinde yaygınlaştırılacak , yerli özel sektörlere araştırma ve çalışma olanakları devlet tarafından desteklenecektir. Çalışmalar özellikle askeri ve savunma sistemleri , madencilik ağırlıklı olacaktır. Liselerde ve üniversitelerde Bilim ve Teknoloji çalışmaları devlet tarafından desteklenecek, beyin göçüne neden olan ;

a- Düşük ücret politikası

b- Vergi oranlarının yüksek olması

c- Ekonomik istikrarsızlık varlığı

d- Gelecek endişesi olması

e- Politik siyasal nedenler olması

f- Siyaset ayırımcılığı olması

g- AR-GE alt yapı desteğinin olmaması

h- Eğitimsizlik

Bu ve buna benzer sıkıntılar ve sorunlar karşılıksız kaldırılacaktır.

ÇEVRE VE ORMAN

Verimi artırmak amacıyla kullanılan tarım ilaçları, yapay gübreler ve artan deterjan gibi kimyasal maddelerin kullanımı giderek çevre kirliliğine neden olarak çevre sorunlarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak kirlenen hava, su ve toprak canlıların yaşamını olumsuz yönde etkileyecek boyutlara ulaşmıştır.

Genel olarak çevre sorunları, insanların yaşadıkları hayat ortamının doğal yapısını tahrip etmektedir. Bu tahribat yaşamın yoğun olduğu alanlarda daha hızlı, yaşam ve yerleşimin olduğu bölgelerde daha yavaş olmaktadır.

Bozulan bu doğal hayat çevre üzerinde yaşayan tüm canlıların yaşamlarını olumsuz yönde etkilemektedir. İnsanlar kendilerine daha rahat ve ferah yaşam koşulları sağlamak için doğal olarak çevreye zarar vermektedirler.

a- Etkin bir çevre denetim sistemi oluşturulacaktır.

b- Çevre sorunlarının çözümü için sivil toplum kuruluşlarının sayısı ve katkısı artırılacaktır.

c- Plansız kentleşmeler yerine planlı şehir alanları oluşturulacaktır.

d- Yerel yönetimlerin çevre sorunlarının çözümlenmesi için devlet gerekli altyapı çalışma desteği verecektir.

e- Düzenli ve çevreci organize sanayi bölgeleri oluşturulacak, bu yönde çalışmalar yapılacaktır.

f- Plansız kentleşmeler yerine planlı şehir alanları oluşturulacaktır.

g- Çevre konusunda yapılacak yatırımlar için teşvik uygulamaları başlatılacaktır.

h- Orman yangınları sebebiyle yanan ağaçlarımızın yerlerine yenileri dikilecek ve bu bölgeler imara açılmayacaktır.

i- Orman yangınlarına karşı en son teknolojik bütün sistemler kullanılacak.

j- Ormanlardan usulsüz ağaç kesenlere ağır para cezaları, tekrarı halinde para cezasına çevrilmeyecek hapis cezası verilecektir.

k- Orman koruma Jandarma koruma timi kurulacak, belirli yüksek bölgelere güvenlik kameraları yerleştirilecek kameralar 24 saat denetim ekibi kontrollerinde olacaktır.

l- İllerimizde ve ilçelerimizde son teknolojik sistem çöp ayırım ve geri dönüşüm fabrikaları kurulacaktır.

m- Çevre polis timi kurulacak , çevreyi ve doğayı, denizleri, gölleri, barajları nehirleri ,dereleri kirleten kişilere ve sanayii kuruluşlarına ağır para cezaları uygulanacak tekrarı halinde para cezasına çevrilemeyecek hapis cezası verilecektir, kesin ve nettir.

GÜMRÜK VE LİMANLAR

Milli güvenlik anlayışından uzak olan özelleştirmeler nedeniyle tüm limanlarımız devlet kontrolünden çıkmış ve bu limanlardaki giriş çıkışlar neredeyse denetimsiz hale gelmiştir. Limanlarımız üzerinde yeniden denetim sağlamak için öncelikle stratejik öneme sahip limanlarımız geri alınacaktır. Zaman içinde tüm limanlarımızın yeniden devlet mülkiyetine geçmesi sağlanacaktır. Türkiye Cumhuriyetinin demografik yapısını bozmaya yönelik kasıtlı uygulamalar ile sınır güvenliğimiz ihmal edilmiş ve zayıflatılmıştır. Sınır güvenliğimizin sağlanması açısından gerekli tedbirler hızla alınacak ve bu konuda ileri teknolojiden faydalanılacaktır.

İÇ VE DIŞ GÜVENLİK

Ülkemizde iç ve dış güvenlik kevgire dönmüş durumdadır;

a- Milli istihbarat teşkilatımız yeniden yapılandırılacaktır

b- İç ve dış istihbarat özel polis gücü birimleri kurulacaktır.

c- Polisimiz yalnızca Türk milletinin tarafsız ve adaletli polisi durumuna getirilecek, Türk milletinin polisi olacaktır.

d- Asker ve polislerimiz Türk kökenli olacak, yabancılarla evlilikleri yasaklanacaktır.

e- Askerlerimizin, polislerimizin, kamu ve devlet memurlarımızın görevlerini kötüye kullanmasının tespiti halinde görevlerinden alınacak suç unsuruna göre hapis cezalarına çarptırılacaktır.

f- Ülkemizin aleyhine ajanlık faaliyetinde bulunanların tespiti halinde vatandaşlıktan çıkartılacak, sınır dışı edilecektir.

g- Vatana ve bayrağa ihanet edenler kesinlikle affedilmeyeceklerdir.

h- Şehitlerimizin çocuklarının eğitimleri devlet tarafından sağlanacaktır.

i- Gazilerimizin sağlık hizmetleri, protezleri devlet tarafından karşılıksız sağlanacaktır.

j- TSK kendi içinde askeri mahkemelerini kuracak. Mahkemelerde devlet tarafından birer gözlemci bulundurulacaktır.

k- Askeri okullarımız yeniden açılacak, öğrenci alımlarında çok sıkı denetim mekanizması çalıştırılacaktır.

l- TSK yeniden yapılandırılacaktır.

m- TSK içinde görev yapan askerlerimiz, komutanlarının özel işlerinde çalıştırılmayacaktır. Tespiti halinde soruşturma başlatılacaktır.

n- GATA ve diğer askeri hastahanelerimiz düzenlenecek TSK emrine girecektir.

o- TSK kendi yemeklerini kendi bünyelerinde yapacaklar, TSK içine bu konuda sivil yemek firmaları giremeyecektir.

p- Karasularımız içinde bulunan adalarımızın hepsi tavizsiz geri alınacaktır.

r- Mülteci akını durdurulacak, Türk tabiyetine geçenlerin vatandaşlıkları iptal edilerek ülkelerine geri yollanacaktır.

s- İdam cezası kapsamlı olarak suçlar kapsamında uygulamaya geçirilecektir.

TÜRK DEVLETLERİ İLE İLİŞKİLER

a- AB üyeliği tavizi sonlandırılarak Türk devletleri ile siyasi, ticari, ve askeri alanlarda birliktelik çalışmalarına başlanacak.

b- Türk devletleri arasındaki seyahatlerde özel birlik pasaportları kullanılacak.

c- Türk devletleri arasında yapılacak olan ( ithalat, ihracat ) ve ticari faaliyetlerden gümrük vergisi alınmayacak.

d- Diğer ülkelere yapılacak ihracat ve ithalat vergi oranları yeniden düzenlenecek.

e- Türk devletleri ortak askeri birlikleri kurulacak.

f- Türk devletleri halklarına vize uygulaması yapılmayacak.

g- NATO’nun askeri kanadından çıkılarak, siyasi kanatta ilişkiler karşılıklı gözden geçirilerek Türkiye’nin mefaatları doğrultusunda şekillendirilecek.

EĞİTİM

Eğitim sisteminin temel amacı, çocuklarımıza Türklük bilincinin aşılanması ve tarihimizle guru duyacak şekilde yetiştirilmesi olacaktır. Tevhid-i Tedrisat esasları dikkate alınacak, hür düşünebilen, aydın gençlerin yetişmesi hedeflenecektir.

İmam Hatip Okulları, ülkenin imam ihtiyacını karşılamak için aydın, ve çağdaş imamlar yetiştirmek amacı ile açılmış iken, bugün mevcut sistemde laik, demokratik cumhuriyetimizin yıkılması için uğraş veren kadrolar yetiştiren okullar haline gelmiştir. Bu nedenle ülkemizin yıllık imam ihtiyacını karşılayacak miktarda imam yetiştirecek okullar hariç tüm imam hatip liseleri kapatılacaktır. Kalan imam Hatip liselerinin müfredatı yeniden düzenlecek, analitik ve bilimsel düşünme yetisi kazandırılmış, kültürlü, felsefe ve sanat bilen imamlar yetiştirilecektir. İlk, orta ve lise seviyesindeki okullarımızda “Andımız”ın ve “İstiklal Marşımızın” okunması yeniden mecburi hale getirilecektir.

Üniversiteye kadar olan eğitim sistemi yeniden yapılandırılacak, meslek okulları çoğaltılacaktır. Böylece ülkemizde en çok ihtiyaç duyulan ara eleman ve teknisyen sorunu çözülecektir. Meslek liselerinin artırılması ile üniversitelerin yükü azaltılmış olacak, işsiz üniversiteli sorunu zaman içinde çözülmüş olacaktır.

Meslek lisesi mezunlarının, branşlarındaki iş kollarına yerleştirilmesi teşvik edilecektir. Cemaat ve tarikatlar eğitim sisteminden uzaklaştırılacak, tarikat ve cemaat yurtları kapatılacaktır. Tarikat ve cemaatlerin yasaya karşı hile yapmamaları için üzerlerindeki denetim sıklaştırılacaktır. Türk devletleri dilleri okullara seçmeli ders olarak verilecektir. Yabancı dillerde tedrisat ancak liselerde başlayacaktır. İlk öğretim okullarında İzcilik ders olarak okutulacak, her okulun izci takımı oluşturulacak milli bayramlarımızda resmi geçit törenlerine yeniden katılacaklardır.

Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin içeriği yeniden düzenlenecektir. İlkokul seviyesinde asla din eğitimi olmayacaktır. Bu ders belli bir dinin kurallarının öğretildiği ders olmaktan çıkarılacaktır. Bu derste dinlerin tarihsel gelişimi, etkileşimleri öğretilecektir. Ayrıca çağdaş insanlık değerleri ile dogmatik din kuralları ile karşılaştırılması sağlanacak, dinlerdeki akıl ve bilim dışı söylemler çocuklarımıza öğretilecektir.

Eğitim sistemimizde farklı inançlardaki kişilerin birbirlerine karşılıklı olarak saygı duyabilmesi öğretilecektir. Çocuklarımıza Türk soyunun gerçek ahlaki değerleri, toplumsal yaşama kuralları ve bireyin bir diğerine saygı duyması öğretilecektir.

23 Nisan,19 Mayıs,30 Ağustos, 29 Ekim gibi resmi bayramlarımızın kutlanması soğuk protokol kutlamaları olmaktan çıkarılacak, çocuklarımızın ve halkımızın kendi düzenleyecekleri aktivitelerle gerçek bir bayram havasında kutlanması teşvik edilecektir. Öğrencilerimizin yöre halkı ve veliler ile kutlamalar yapmasının önü açılacaktır.

İlköğretim kurumlarında , çocuk yetiştirme yurtlarında , ve çocuklarımızın eğitim aldığı bütün kurumlarda görev yapan eğitimcilerin, öğretmenlerin öğrencilerine tacizde bulunan, fiziki şiddet uygulayan aşağılayan, öğrencinin onurunu kırıcı küçük düşürücü hal ve tavırlar içinde tespit edilen öğretmenler ve eğitimciler görevlerinden tavizsiz alınacaklardır , suç unsuruna göre cezai işlem uygulanacak bir daha mesleklerini yapamayacaklardır.

Derslerde haylazlık yapan öğrenciler disiplin kuruluna sevk edilecek, öğrenci ceza alacak bir hal ve tavır içine girmişse buna okul disiplin kurulu karar verecektir.

GENÇLİK VE SPOR

Amatör Spor Kulüplerinin en önemli sorunlarından biri tesis eksikliğidir. Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerine ait tesislerin temiz ve bakımlı olduğunu söylemek imkansız ve antrenmanlardan para alınması da ayrı bir sorun. Ayrıca, Amatör Spor Kulüplerinin sporcu kaynağı olan okullarda spor salonlarının verimli olarak kullanılamaması nedeni ile öğrenci sporculara yeterli eğitim verilmemektedir. Okul salonları, Amatör Spor Kulüplerine antrenman maksatlı verilmiyor.

Kulüplerin alt yapılarında bulunan birçok antrenör yeterli eğitimi almadan görev yapıyor. Antrenörlere yeterli eğitimin verilmediğinden altyapı sporcularının en önemli çağında verilecek eğitim başarıyı doğrudan etkiliyor.

Eğitim sertifikası almayan ( bütün spor branşları ) antrenörlük yapamayacak. Amatör Spor Kulüplerinin bulunduğu bölge belediyeleri sporcuların malzeme ve sağlık gereksinimlerini karşılayacak (bütün spor branşları) . Amatör sporcuların (bütün spor branşları) antrenman ve müsabakalara ulaşımları bağlı bulundukları belediyeler tarafından karşılanacaktır.

KÜLTÜR VE SANAT

Eğitim sistemimiz, çocuklarımızın kültür ve sanat faaliyetlerine katılımını teşvik eder hale getirilecektir. Yerel yönetimlerin kültür ve sanat alanında faaliyetler göstermesi zorunlu hale getirilecek, gerekirse bu alandaki yatırımlar sübvanse edilecektir.

 

SANATÇILARIMIZ

Sinema, tiyatro, Ses sanatçılarımızın yıllarca emek verdikleri uğraşılarında, yaşlılıklarında yalnız bırakılmayacaklar. Sinema emekçileri dernekleri ile devlet yetkilileri beraber çalışmalar yürüteceklerdir, maddi imkanları olmayan sanatçılarımızın her türlü sağlık, barınma vesair ihtiyaçları devlet tarafından kurulacak, sanatçılarımıza has yaptırılacak olan kurumlarda sağlanacaktır. Sanat kültürümüzün can damarıdır.

SAĞLIK POLİTİKAMIZ

Sağlık sistemimizin, oldukça iyi durumda olduğu, neredeyse problemsiz olduğu ve diğer ülkelere
de model olarak gösterildiği biçiminde bir hava yaratılmaya çalışılmaktadır. Halka yansıyan yönüyle, sağlık hizmetlerine erişimde bir kolaylık ve hızlılık sağlanmış durumdadır. Halk üzerinde memnuniyet yaratan durum da, büyük ölçüde bu nedenden kaynaklanmaktadır.

Sonuç olarak, sağlık sistemimiz sorunsuz olmadığı gibi, aksine ciddi sorunları içinde barındırmaktadır,

a- Sağlık kuruluşları arasındaki ayırımlar kaldırılacak SSK yalnızca belirli kuruluşlarla sözleşme yapmayacaktır.

b- Üniversite Hastahaneleri ile sıkıntılar çözülecek gereken devlet desteği sağlanacaktır.

c- Hastahanelerimiz, polikinliklerimiz, ( Devlet ve Özel ) gerek temizlik ve hijyen, gerek doktor hasta ilişkisi resmi ve gayri resmi olarak çok sıkı denetlenecektir. Aksi ile karşılaşılan durumlarda başta başhekim olmak üzere sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılacaktır.

d- Doktorlarımızın, hemşirelerimizin ve sağlık çalışanlarımızın güvenli ve huzurlu bir ortamda görev yapmaları sağlanacaktır.

e- Özellikle çocuklarımızın doktor ve hastahane raporlarına göre hayati ihtiyaçları olan ilaç ve malzeme yurtdışından devlet tarafından sağlanacaktır.

 

HAYVAN HAKLARI VE GÜVENCESİ

a- Hayvanları koruma ve savunma kuralları, devlet düzeyinde ve korumasında olacaktır. Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunacaktır.

b- Hayvanlara fiziki ve psikolojik acı çektirenlere ağır para cezası , fiziki işkence yaparak ölümlerine sebep olanlara para cezasına çevrilemeyecek hapis cezaları verilecektir.

c- Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üreme hakkına sahiptir.

d- Yük taşıyan hayvanlara aşırı yükleme yapanlara ağır para cezaları verilecektir.

e- Eğlence ve keyif aracı olarak kullanılan hayvanlar ( Fayton çeken ) taşıma kapasite ağırlıkları en asgari limite indirilecek ,yol güzergahları sınırlandırılacak, yokuş ve dik yamaç taşımaları yapanlara ağır para cezası verilecek, tekrarı halinde hapis cezası verilecektir.

f- Hayvan hakları mahkemeleri kurulacak.

g- Başıboş sokak hayvanları Belediyelerin elinden alınarak, her il ve ilçede devlet tarafından oluşturulacak yeni birimler tarafından kontrol altına alınacaktır.

h- Hayvan barınakları devlet koruması ve kontrolü altına alınacaktır.

i- Sokak hayvanları için mahallelere devlet tarafından ve muhtarların sorumluluğunda yaz, kış su ve yemek ihtiyaçlarını gidermek üzere mümkün olan yerlere su ve yemek kapları konulacaktır.

AİLE, KADIN VE ÇOCUKLARIMIZ

Tarihimiz iyice incelenirse, Türk ailesinin dirlik ve düzen içinde olduğu devrelerde devlet de dirlik ve düzen içindedir. Bu bakımdan Türk töresinde aile, ülke, devlet ve millet kavramları iç içe bir manzara gösterir. Aile demek, bir noktada düzen demektir. Aile fert ile toplum arasındaki ilk temel köprüdür. Toplumun temeli olan ailede, fertleri birbirine bağlayan unsurlar , fikirde birlik, şefkat, sevgi, saygı, dürüstlük, sabır, feragat, kanaat ve bütün bunları besleyen iman anlayışıdır. Böyle bir aile, topluma sağlam karakterli fertler kazandırır.

Kadınlarımız bizim baş tacımızdır , Türklerin kutsal ve önem verdikleri haklara, “ana hakkı” dedikleri ve bunu da “Tanrı Hakkı” ile eşit tuttuklarını göstermektedir. Türk kadını hürdür, ve değerlidir, giyimine kuşamına kendi karar verir.

Hunlar döneminden itibaren kadın-erkek ayrımı yapılmadığı ve kadınlar, erkeğin tamamlayıcısı olarak kabul edildiği bilinmektedir. Hatta öyle ki; kağanın emirnameleri sadece “Hakan buyuruyor ki” ifadesiyle başlamışsa geçerli kabul edilmezdi. Türk insanı, geçmişini yeniden öğrendiğinde veya gelenek-göreneklerine sahip çıktığında, Türk kadını da tarihte olduğu gibi layık olduğu yeri bulacaktır. İslamiyet öncesi Türk toplumlarında kadınsız bir iş görülmezdi.

Kadın ve Erkek, birbirlerinin rakibi değil, tamamlayıcılarıdır. İnsan soyunun devamı, onların birlikte yaşadıkları aile kurumuna bağlıdır. Temelleri sağlam aile kurumları ise, eğitimli ve itibarlı kadınlar üzerinde yükselir.

Türklerde ailenin esas çekirdeği, baba, oğul ve torunlardan meydana gelir, kız ile erkek çocuklar arasında aile içinde ayrılık gözetilmez.

YAŞLILARIMIZ VE EMEKLİLERİMİZ

Yaşlılarımız en kıymetli değerlerimiz ve bilgi kaynaklarımızdır, onları mutlu etmek üzmemek hatırlamak unutmamak önem verdiğimiz önemli konudur. Yaşlılarımızın yaşlılık dönemini nasıl mutlu ve huzurlu geçirecekleri ile ilgili her konuda gereken bütün imkanlar devlet kontrolü ve denetimi altında gerçekleştirilecektir. Yaşlılılarımızın sağlık, barınma, çalışma, gelir, beslenme, ulaşım ve rehabilitasyon gibi gereksinimlerinin karşılanması en önemli görevlerimiz içindedir. Kimsesiz yaşlılarımız devlet güvencesi altına alınacak her türlü imkan sağlanacaktır.

Emeklilerimizin geçim sıkıntıları had safhada; muayene ücreti, ilaç katkı bedeli ve ilave ücret adı altında emeklilerden alınan sağlık ödemelerinden emeklilerimiz muaf tutulacaktır. Emeklilerin yaşamlarını rahat ve huzurlu geçirebilmesi için sosyal tesisler açılacaktır. Emekli maaşları gerçek yaşam standartlarına yükseltilecektir.

Emekli Askerlerimizin ve Polislerimizin özlük hakları adaletli olarak hemen ödenecektir.

ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZ

Engellilerin başkalarına muhtaç olduğu alanları belirlemek, engellilerin özgürce ve kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmelerini sağlamak devlet güvencesi altına alınacaktır.

a- Kamuya ait her yapı engelliye uygun hale getirilecektir.

b- Sokaklar, kaldırımlar yeniden engellilere uygun olarak değiştirilecektir.

c- Bina girişleri engellilerin de kullanabileceği şekilde düzenlenecektir.(Binada oturan engelli vatandaşın müracatı halinde bağlı olduğu belediye tarafından düzenlenecektir.)

d- Alışveriş alanları , sinemalarda ,tiyatrolarda , restaurantlarda engellilere ait özel tuvaletler ve lavaboların yapılması sağlanacaktır.

e- Engellilere ait araç otopark kısımlarına park eden araçlar ihbar halinde ve görüldüğü yerde araç çekilecek araç sahibine yüklü para cezası verilecektir.

f- Toplu taşıma araçları , kullanımında engellilere zorluk çıkartanlar hakkında cezai işlem uygulanacaktır.

DİNLER VE İNANÇLAR

Partimiz tüm din ve inançlara saygılı olacak ve eşit mesafede duracaktır. Ancak dini inançların yönetim anlayışı ve diğer bireylerde rahatsızlık verici hayat tarzı şekline gelmesine müsaade etmeyecektir. Alevi vatandaşlarımızın cemevleri ibadethane statüsünde kabul edilecek, inanç ve ibadet özgürlükleri korunacaktır. İbadethanelerin yapılması planlama ve denetim altına alınacak ve kaynak israfının önü alınacaktır.

a- Tarikat türü derneklerin , tekkelerin , tamamı kapatılacak bu kişilerin devlet işlerine karışmasına izin verilmeyecek.

b- Türk’ün dinine ve inancına müdahale, hiç kimsenin haddi değildir, olamaz da. Biz insanların dinine inancına değil soyuna bakarız.

c- Partimiz iktidarında din ve inançlar üzerinden siyaset yapılmasına izin verilmeyecektir.

d- Din ve inanç temsilcilerinin misyonerlik yapmalarına izin verilmeyecek.

e- Cami ve ibadet yerlerinin açılması devlet kontrolünde olacaktır, Okul, Hastahane ve Milli Eğitim kurumlarının açılmasına öncelik, imkan ve olanak sağlanacaktır.

GENEL BAŞKAN

GENEL BAŞKAN

KURUCULAR KURULU

KURUCULAR KURULU

MERKEZ YÖNETİM

MERKEZ YÖNETİM

MERKEZ DİSİPLİN

MERKEZ DİSİPLİN