TÜRKİYE’NİN SORUNLARINA BAKIŞIMIZ-1

ENERJİ, TEKNOLOJİ VE SANAYİLEŞME

Günümüz dünyasında bir milletin zenginliği, mutluluğu ve refahı ürettiği ve sahip olduğu enerji, teknoloji ve sanayileşme düzeyi ile ölçülmektedir.

Türkiye ihtiyacı olduğu enerjinin büyük kısmını yurt dışı kaynaklardan temin ettiği sürece kalkınma, sanayileşme, büyüme, ilerleme gibi hedeflere ulaşması mümkün gözükmemektedir.

Türkiye’nin deniz tabanı da dahil olmak üzere, yeraltı ve yerüstü potansiyel enerji kaynakları nükleer, linyit, akarsu, fosil, doğalgaz, termal, rüzgar ve güneş esaslı zenginlikleri coğrafyamızın doğal çevre ve bitki örtüsüne zarar vermeden milli ve yerli teknolojilerimizi kullanarak, zorunlu hallerde geçici olmak kaydıyla ihtiyaç duyulan yabancı teknolojileri de kullanmak suretiyle faydalı kullanılabilir enerji haline getirilip Türk Milleti’nin hizmetine sunulmalıdır.

Buna göre; birer bilim yuvası olan Teknik Üniversitelerimiz teknik eleman yetiştirmenin ötesinde ‘’Bilgi üretim merkezi’’ haline getirilmeli ve araştırma-geliştirme yoğunluklu çalışmalar yapmaya teşvik edilip, yönlendirilmelidir.

Bilgi üretimi hatta ‘’Stratejik Bilgi’’ üretimi ve bunun saklanıp , stoklanabilmesi ile Türkiye’miz bunu stratejik teknolojilere dönüştürebilmeli ve bu sayede başta sanayi ve endüstrileşme olmak üzere her alanda çağdaş medeniyetler üzerine çıkmalıdır.

1923-1938 Ulu önderimiz Atatürk dönemi hariç olmak üzere bugüne kadar hiçbir iktidar Türkiye’mizde böyle bir kaynağı yeterince kullanmamış, ancak gelişmiş ülkelerden modası geçmiş, eskimiş teknoloji ürünlerini ithal ederek kolay ve fakat çok pahalı olan yolu seçmişlerdir. Dahası gelişmiş ülkeler stratejik teknolojiyi transfer etmemize izin vermedikleri hatta yasak koydukları gibi bunu size karşı bir silah olarak kullanmaya devam etmektedirler.
Bütün bunları bilerek ve görerek diyoruz ki;

Halkımızı gündelik hayali müjdelerle oyalayıp, aldatmak ve kandırmak yerine, liyakatli gerçek bilim insanı kaynaklarımızı kullanarak planlı, programlı, düzenli yatırımlar yapmalıyız.

Bunun için de, iktidar tarafından dumura uğratılmış yani pasif, durağan, çalışamaz ve düşünemez hale getirilmiş devlet planlama teşkilatı(DPT) acilen yeniden yapılandırılıp, çalışır ve işler hale getirilmelidir.

Liyakat düzeyi yüksek, çalışkan, zeki ve akılcı teknokratlarla donatılmış yeni devlet planlama teşkilatı teknolojiye yakın, siyasilerden uzak bir görev anlayışı ile beşer yıllık enerji, sanayi kalkınma planları hazırlanmalı ve Türkiye’nin önündeki yüz yıllık üretim ve tüketim politikaları hayata geçirilmelidir.

Kaynak nereden bulunacak diye sorarsanız;

Ya geldikleri gibi giderler,

Ya çaldıklarını geri öderler,

Ya da Türkçülerin iktidarında misliyle öderler.

TÜRK DEVLETİ hiçbir hesabını yarım ve açık bırakmaz.

TANRI TÜRK’Ü KORUSUN.

ÇAĞATAY KORKUT KÖRÜKLÜ